Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü tarafından sahneye konulan ve Ziya Gökalp’in hayatını ele alan “Göğe Yazılmış Bir Alp” adlı tiyatro eseri, Kuzey Makedonya ve Kosova’yı kapsayan Balkan turnesini Prizren’de tamamladı.
Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığının teklifi ve TÜRKSOY Daimi Konseyinin kararıyla 2026’nın “Ziya Gökalp Anma Yılı” ilan edilmesi dolayısıyla hazırlanan oyun, Türkiye dışındaki ilk gösterimlerini soydaşların yoğun olarak yaşadığı Balkan coğrafyasında gerçekleştirdi.
Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, TÜRKSOY ve Yunus Emre Enstitüsü işbirliğinde düzenlenen turne kapsamında eser, Kuzey Makedonya’nın Gostivar ve Üsküp şehirlerinde seyirciyle buluştu.
Prizren’deki Cemali Berişa Kültür Evi’nde de oyunla sanatseverlerin karşısına çıkan Ankara Devlet Tiyatrosu ekibi, 2. Uluslararası Prizren Türkçe Tiyatro Festivali’nin kapanışında turneyi sonlandırdı.
Derya Özer’in kaleme aldığı, Cem Sel’in yönettiği ve başrolünde Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçısı Murat Kesim’in yer aldığı oyun, Gökalp’in çocukluk yıllarından Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan düşünsel yolculuğunu izleyiciye aktarıyor.
Ziya Gökalp’in doğumunun 150. yılında düzenlenen ve Balkanlar’daki kültürel bağları güçlendirmeyi hedefleyen organizasyonun ardından tiyatro ve siyaset dünyasının önemli isimleri, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

“Yüzyıl geriye giderek farklı bir duygu yaşamış olduk”
Kuzey Makedonya Devlet Bakanı Zülfikar Zeynullah, Balkanlar’da ilk kez düzenlenen bu organizasyon kapsamında böylesine önemli bir tiyatro eserinin Gostivar’da sergilenmesinin büyük mutluluk verdiğini ifade etti.
Gostivar isminin Osmanlı’dan geldiğini ve “misafir var” anlamı taşıdığını dile getiren Zeynullah, “Balkanlar’ın ‘Türklerin kalesi’ olarak nitelendirdiğimiz ve Türk soydaşlarımızın en yoğun yaşadığı Gostivar şehrimizde, yüzyıl geriye giderek bu akşam farklı bir duygu yaşamış olduk. Umarım bundan sonra böylesi önemli kültürel aktiviteler tekrarlanır.” dedi.
Makedonya Türklerinin bölgedeki varlığının Osmanlı dönemine dayandığını ve 1920’lerde Osmanlı askerinin çekilmesiyle ata yadigarı topraklarda kaldıklarını belirten Zeynullah, “Biz ‘Türkiye, Türkiye’den büyüktür’ diyoruz. Türk dünyası dediğimizde artık sadece Türkiye’den değil, 300 milyonu aşkın bir milletten bahsediyoruz. Elbette ki bağlarımız sımsıkı ve bundan sonra da devam edecektir.” diye konuştu.

“Seyircilerimizin teveccühü çok fazla”
Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, Kosova’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Çok mutluyum. Seyircilerimizin teveccühü çok fazla. Bu beni ziyadesiyle mutlu etti.” dedi.
Bölgeye yönelik desteklerin ve projelerin devam edeceğine dikkati çeken Karadağlı, “Bu etkinlik, sadece bu sene ile sınırlı olarak kalmayacak. Üstüne bir şeyler koyarak devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.
“Ziya Gökalp hayatta olsaydı, herhalde en çok buraya gelmek isterdi”
TÜRKSOY Genel Sekreter Yardımcısı Sayit Yusuf, Ziya Gökalp’in düşüncelerinin Balkan coğrafyasında hayat bulduğunu belirterek, “Bu coğrafyanın doğası gereği insanlar, her türlü zorluğa ve sıkıntıya rağmen Türkçeyi ve Türk kültürünü burada yaşıyor ve yaşatıyor.” dedi.
Gökalp’i anlayacak ve hayatına yansıtacak bir yer aranıyorsa oranın Balkan coğrafyası, özellikle de Gostivar, Üsküp ve Prizren olduğuna işaret eden Yusuf, “Burayı tercih etmekte de yanılmadığımızı gösteride de gördük. Ziya Gökalp hayatta olsaydı, herhalde en çok buraya gelmek isterdi.” görüşünü paylaştı.

“Kendi sahnelerimizde oynuyormuş gibi hissettik”
Ankara Devlet Tiyatroları sanatçısı Murat Kesim, yaklaşık 17 yıldır kurumda görev yaptığını belirterek, Ziya Gökalp’in 150. doğum yılı sebebiyle “Göğe Yazılmış Bir Alp” eserini oynamak için Üsküp’e geldiklerini ifade etti.
Gökalp’in yaşadığı süreçte eşini ve çocuklarını yalnız bırakmak zorunda kalmasından çok etkilendiğini dile getiren Kesim, “Onlara yazdığı mektupları okuduğumda gerçekten etkilenmiştim. İntihar girişimiyle kafasında bir kurşunla yıllarca yaşamış. Büyük savaş vermiş. Etkiliyor gerçekten.” diye konuştu.
Kesim, Gostivar ve Üsküp’te çok misafirperver karşılandıklarını anlatarak, “Burada seyircilerimizle buluştuğumuzda sanki memleketimizde gibi, kendi sahnelerimizde oynuyormuş gibi hissettik. Bizim için güzel ve onur verici.” dedi.
Bölge insanının mücadelesiyle Gökalp’in duruşu arasında bağ kuran Kesim, “Buraya geldiğimde insanların gerçekten kimliği için bir savaş verdiğini gördüm. Ziya Gökalp’in de zamanında ideolojisi için bu yollardan geçerek büyük bir onur savaşı verdiğini düşünüyorum.” görüşünü paylaştı.
“Makedonya’da en genç tiyatrolardan birisiyiz”
Üsküp Türk Tiyatrosu Müdürü Osman Ali, yönettikleri topluluğun milli bir kurum olduğunun altını çizerek, yaklaşık 20 yıldır bu kurumda kadrolu oyuncu olarak çalıştığı ve son iki yıldır müdürlük görevini üstlendiği bilgisini verdi.
Kurumun 76 yıldır kesintisiz faaliyet gösterdiğine dikkati çeken Ali, Türkiye dışındaki Türkçe devlet tiyatrosu statüsündeki ilk ve tek tiyatro olduklarını, tiyatronun ve oyuncuların Türkiye’deki diziler sayesinde Türk toplumu tarafından daha geniş kitlelerce tanındığını aktardı.
Ali, duayen isimlerin bu toplulukta yetişmesinin ardından gençlerin tiyatroya ilgisinin arttığını belirterek, bugün 40’ı aşkın çalışanıyla genç ve dinamik bir kadroya sahip olduklarını söyledi ve “Bu da bizi Makedonya’nın en genç tiyatrolarından biri haline getiriyor.” dedi.
Sanatın ve tiyatronun sınırları aşan bir kültür olduğu yorumunu yapan Ali, “Bir düşünürün, Ankara Devlet Tiyatrosundan başlayıp TÜRKSOY’un desteğiyle dünyaya açılması, ilk önce Kuzey Makedonya’ya gelmeleri, aslında tiyatronun nasıl sınırsız bir gücü olduğunu gayet net gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Ali, Türkiye’de sahnelenen projeleri sahnelerinde ağırlamaktan büyük onur duyduklarını dile getirerek, “Bu bizim için gerçekten bir rüya ve bu rüyayı biz inşallah ileride bir festivale bile dönüştürerek, biraz daha geniş çapta bir şekilde yapmak isteriz.” diye konuştu.

“Uzun zamandır böyle tatlı bir beraberlik yaşayamadık”
“Elveda Rumeli”, “Muhteşem Yüzyıl” ve son olarak “Balkan Ninnisi”nin arasında olduğu önemli yapımlardaki rolleriyle tanınan Üsküp Türk Tiyatrosu oyuncusu Filiz Ahmet ise “Göğe Yazılmış Bir Alp” oyununun turnesi kapsamında bölgedeki Türk halkını bir araya getiren organizasyonun içinde yer almaktan büyük gurur duyduklarını belirterek, kurumlarının 70 yıla yaklaşan tarihiyle Makedonya’daki azınlık tiyatroları arasında ilklerden biri olduğuna dikkati çekti.
“Uzun zamandır böyle tatlı bir beraberlik yaşayamadık.” diyen Ahmet, Türkiye ile geçmişten bu yana köklü bir işbirliği yürüttüklerini ve karşılıklı turnelerle sahneleri paylaştıklarını ifade ederek, “İnşallah ileride bu güzel dostluğun, Türkiye ile Makedonya arasındaki bu işbirliğinin devamının gelmesini dileriz. Beraberliğimizin daimi olmasını diliyorum.” dedi.
