İnsancıl Hukuk Fonu’nun kurucusu Nataša Kandić, Sırbistan’ı Kosova’daki savaş suçları ve Srebrenitsa soykırımına ilişkin mahkemeler tarafından ortaya konulan gerçekleri gizlemek ve çarpıtmakla suçladı. Kandić, Avrupa Birliği’ne (AB) bu konuda harekete geçme çağrısında bulundu.
X platformundan yaptığı açıklamada Kandiç, Sırbistan’daki kurumların ve toplumun geçmişle yüzleşme biçimini eleştirdi. Mahkeme kararlarının ve yargı yoluyla ortaya konulan gerçeklerin, sözde “halkın gerçeği” anlayışıyla değiştirilmeye çalışıldığını savundu.
Kandiç, Avrupa Birliği’nin Sırbistan Büyükelçisi Andreas von Beckerath’ın, savaş suçlarından hüküm giymiş kişilerin yüceltilmesinin Avrupa değerleriyle bağdaşmadığı yönündeki açıklamasına atıfta bulundu.
AB temsilcisinin, uluslararası mahkemelerin kararları ve tespit ettiği gerçekler karşısında sürdürülen sessizliğe de dikkat çekmesi gerektiğini belirtti.
Kandiç, geçmişin çarpıtılmasının özellikle Srebrenitsa soykırımı ve Kosova savaşının kurbanları söz konusu olduğunda belirginleştiğini ifade etti.
Geçmişle yüzleşmenin, mahkeme kararlarına saygı gösterilmesini ve belgelenmiş suçların inkâr edilmesine ya da önemsizleştirilmesine yönelik uygulamalara son verilmesini gerektirdiğini vurguladı.
“Kosova’daki savaş kurbanlarına ilişkin kapsamlı belgelere sahibiz”
İnsancıl Hukuk Fonu’nun Kosova savaşında hayatını kaybeden ve kaybolan kişilere ilişkin geniş kapsamlı bir veri tabanına sahip olduğunu hatırlatan Kandić, bu belgelerde kurbanların etnik kökenlerine bakılmaksızın bireysel akıbetlerinin kayıt altına alındığını belirtti.
Fonun elinde mahkeme belgeleri, kurban yakınlarının ve tanıkların ifadeleri ile Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi önünde verilen tanıklıkların video kayıtlarının bulunduğunu açıkladı.
Kandić, Sırbistan Savaş Suçları Savcılığının siyasi talimatlar yerine delillere dayanarak bağımsız hareket etmesi hâlinde bu belgelerden yararlanabileceğini söyledi.
“Yargı bağımsızlığı savaş suçlarının soruşturulmasını da kapsamalı”
Kandić, Avrupa Birliği’nin Sırbistan’dan talep ettiği yargı bağımsızlığının savaş suçlarının soruşturulması ve kovuşturulması süreçlerinde de geçerli olması gerektiğini vurguladı.
“Avrupa Birliği’nin üzerinde ısrarla durduğu yargı bağımsızlığı, savaş suçlarının cezai takibatını da kapsamalıdır.” ifadelerini kullandı.
Kandić ayrıca Avrupa Birliği’ne, gençlerin 1990’lı yıllarda yaşanan savaşları araştırma süreçlerine katılabilmeleri için siyasi ve mali destek sağlama çağrısında bulundu.
Öğrencilerin ve üniversite mezunlarının tarihî belgeleri inceleme, tanıklıkları analiz etme ve geçmişte yaşanan olaylara ilişkin bağımsız sonuçlara ulaşma imkânına sahip olması gerektiğini belirtti.
Kandić’e göre, geçmişe ilişkin toplumsal hafıza politikaları, ulusal ayrılıkları derinleştirmek, suçları inkâr etmek ve bu suçların faillerini yüceltmek amacıyla kullanılıyor.
“Gerçeklerin kabul edilmesi bölgesel ilişkiler için zorunlu”
Kandiç, savaş suçlarının bağımsız biçimde belgelenmesinin ve mahkemeler tarafından ortaya konulan gerçeklere saygı gösterilmesinin, geçmişe karşı sorumlu bir toplumsal hafıza kültürü oluşturulması açısından zorunlu olduğunu ifade etti.
Bunun aynı zamanda bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesine ve geçmişle yüzleşme sürecinin güçlendirilmesine katkı sağlayacağını vurguladı./BALKAN POSTASI