SNSD Genel Başkanı Milorad Dodik, birkaç gün önce parti arkadaşlarıyla birlikte ekonomist Jeffrey Sachs’ı Banja Luka’da son derece önemli bir konuk olarak karşıladı. Sachs’ın ziyareti, Sırp Cumhuriyeti’nde yönetime yakın medyanın başlıca gündem maddesi oldu.
Bu medya kuruluşlarının haberlerine bakılırsa Sachs, Banja Luka’da âdeta bir devletin üst düzey yetkilisi gibi karşılandı. Ziyaret, alışılmış söylemlerle “tarihî bir ziyaret” ve Sırp Cumhuriyeti yönetiminin “başarısı” olarak sunuldu.
Ancak iktidar koalisyonu, daha somut ifadeyle Dodik, bu ziyaret ve ziyarete gösterilen ilgiyle, uluslararası isimlerle ilişkilerindeki yaklaşımının özünü istemeden de olsa ortaya koydu.
Sachs’a göre Trump ve Netanyahu, “Tanrı rolüne soyunan deliler”
Dodik’in dış politikasının odağında ABD ve İsrail’in mevcut yönetimlerinin bulunduğu açık. Sırp Cumhuriyeti yönetiminin değişmeyen odağı ise Rusya.
Geniş biçimde tanıtılan Sachs ziyaretinden, İsrail ve ABD’ye yönelişin pragmatik bir yaklaşımın ifadesi olduğu, Rusya’nın ise temel odak olmayı sürdürdüğü sonucu çıkarılabilir.
Sachs, birçok nedenle oldukça tartışmalı bir isim. Ancak bu bağlamda, kendisinin ne ABD’nin mevcut yönetimine ne de İsrail yönetimine yakın olduğunu belirtmek gerekiyor.
Sachs, kaleme aldığı yazılarda ABD Başkanı Donald Trump’ı, özellikle İran’a yönelik saldırıları başlatması nedeniyle sert biçimde eleştirdi. Banja Luka’ya gelmesinden yalnızca birkaç gün önce Kongre’ye gönderdiği açık mektupta, bu savaş bağlamında Trump’ın “deliliğinden” söz etti.
İsrail’in topraklarını genişletmeye çalışmakla suçladığı Benjamin Netanyahu’ya karşı da daha yumuşak değildi. Sachs, 1967 sınırları temelinde Filistin’in bağımsızlığını açıkça savunacak kadar ileri gitti.
Sachs, Nisan 2026 tarihli yazısında Trump ve Netanyahu’yu “Tanrı rolüne soyunan deliler” olarak da nitelendirdi. Bu ifade, onun görüşlerini açıkça ortaya koyuyor. Dodik’in, İsrail başbakanına yaranmak için Gazze’ye yönelik İsrail saldırıları hakkında yaptığı açıklamalara bakılırsa, bu görüşleri muhtemelen “teröristçe” olarak nitelendirmesi beklenirdi.
Dolayısıyla Sachs’ın açıklamaları ve Dodik’in son birkaç aydaki tutumu birlikte değerlendirildiğinde, bu ekonomistin Banja Luka’da “tarihî” bir karşılamayla ağırlanmak yerine muhtemelen kovulması gerekirdi.
Buna rağmen Sachs ve Dodik, bir konuda tamamen hemfikir: Rusya’ya ve Devlet Başkanı Vladimir Putin’e destek vermek.
Trump ve Netanyahu kısa vadeli ortaklar; kalıcı olan yalnızca Rusya
Sachs, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısını görünürde kınamış olsa da çatışmaya NATO’nun doğuya doğru genişlemesinin yol açtığını söyleyerek Moskova yönetiminin söylemini bütünüyle benimsedi.
Ekonomist, Ukrayna’yı desteklediği için Trump’ı bile eleştirdi. Rusya’nın taleplerinin karşılanmasını, yani Ukrayna topraklarının beşte birinin işgalini ve NATO’nun genişlemesinin durdurulmasını savunuyor.
Dodik ile Sachs arasındaki temel bağ ve Sachs’ın Banja Luka’da yönetime yakın medyanın yoğun ilgisi eşliğinde VIP konuk olarak karşılanmasının başlıca nedeni de bu.
Sachs’a yönelik bu yaklaşımın arka planı basit. Dodik, Netanyahu ve Trump’ı belirli taleplerini karşılayabilecek ve çıkarlarını ilerletebilecek kısa vadeli ortaklar olarak görüyor. Ancak bu ortaklık, Putin ve Rusya ile ilişkilerine dokunmadığı sürece geçerli.
Daha açık ifadeyle Netanyahu ve Trump, kısa vadeli bir hedefe ulaşmanın araçları. Putin ve Rusya ile ortaklık ise Dodik’in ve onunla birlikte Sırp Cumhuriyeti’ndeki iktidar yapısının savunduğu politikanın temelini oluşturuyor.
Yazıda, Dodik’in Sachs’ın ziyaretinin ardından Moskova’ya gitmesi de bunun kanıtı olarak gösteriliyor. Dodik’in burada Bosna Hersek genel seçimleri öncesinde nasıl hareket edeceğine ilişkin yeniden talimat aldığı ileri sürülüyor ve açıklamalarında bunu dolaylı olarak doğruladığı savunuluyor.
Bu durum aynı zamanda siyasi gerçekliği de yansıtıyor. Trump’tan sonra ABD’de başka bir yönetim işbaşına gelecek ve bu yönetim, Dodik gibi bir siyasetçiyle ilişkileri reddedebilir. Netanyahu da İsrail’deki seçim sonuçlarına bağlı olarak iktidardan uzaklaşabilir.
Putin ise diktatörlük yöntemleriyle Rusya’ya tam anlamıyla hâkim olan bir isim. Bu nedenle Dodik, onun demokratik yollarla devrilmesinden veya iktidardan uzaklaştırılmasından endişe etmek zorunda değil.
Başka bir ifadeyle Putin–Netanyahu–Trump üçlüsünde yalnızca Rusya Devlet Başkanı “garanti” olarak görülüyor. Bu yüzden Putin’e yakın bir isim, Netanyahu ve Trump’ı “Tanrı rolüne soyunan deliler” olarak nitelendirse bile Banja Luka’da kırmızı halı ve VIP muamelesiyle karşılanacaktır./BALKAN POSTASI