Bayram POMAK
Kosova’nın 2025 yılının başından 2026 sonbaharına kadar yaşadığı süreç, bağımsızlık sonrası dönemin belki de en uzun, en yorucu ve en karmaşık kurumsal krizlerinden biri olarak tarihe geçecek. Meclis Başkanlığı seçimiyle başlayan, hükümet kurma girişimleriyle derinleşen, peş peşe seçimlerle devam eden ve nihayet Cumhurbaşkanlığı makamında düğümlenen bu kriz, yalnızca Kosova’nın parlamenter sisteminin sınırlarını değil, ülkedeki siyasi güç dengelerinin nasıl değiştiğini de gösterdi.
Her şey 9 Şubat 2025 genel seçimleriyle başladı.
İktidardaki Vetëvendosje, 2021 seçimlerinde yakaladığı yüzde 51’lik büyük başarıyı bu kez tekrarlayamadı. Buna rağmen yaklaşık yüzde 42 oyla seçimlerden yine açık ara birinci parti çıktı. Ancak birinci olmak hükümeti kurmaya yetmiyordu. Vetëvendosje’nin Mecliste gerekli çoğunluğu yoktu.
Muhalefet partileri Vetevendosje ile koalisyona yanaşmıyor, Vetevendosje ise seçimlerin açık ara galibi olduğu gerekçesiyle iktidarı paylaşmaya sıcak bakmıyordu.
Daha hükümet kurma aşamasına dahi gelinemeden ilk büyük düğüm Meclis Başkanlığı seçiminde ortaya çıktı.
Vetevendosje, Albulena Haxhiu’yu Meclis Başkanlığına aday gösterdi. Muhalefet Haxhiu’ya destek vermedi. Vetevendosje ise adayını değiştirmeyi reddetti. Sonuçta Meclis 50’den fazla kez toplandı; fakat başkanını seçemedi. Kosova siyasetinde neredeyse aynı oturumun tekrar tekrar oynandığı bir dönem başladı.
Muhalefetin konuyu Anayasa Mahkemesine taşımasıyla kriz hukuki bir boyut kazandı. Mahkemenin aynı kişinin üç defadan fazla aday gösterilemeyeceği yönündeki kararı sonrasında Vetevendosje geri adım atmak zorunda kaldı ve Dimal Basha Meclis Başkanı seçildi.
İlk bakışta kriz çözülmüş gibiydi.
Oysa çözülen yalnızca ilk düğümdü.
Meclis krizi bitti, hükümet krizi başladı
Bu kez sıra hükümetin kurulmasına gelmişti.
Albin Kurti, hükümet için gerekli 61 milletvekili desteğine bir türlü ulaşamadı. Muhalefet ise Kurti’yi yalnızca içeride uzlaşmaz davranmakla değil, Kosova’nın en önemli uluslararası ortakları olan ABD ve Avrupa Birliği ile ilişkileri zedelemekle suçluyordu.
Böylece siyasi kriz artık sadece Priştine’deki parti merkezlerinin meselesi olmaktan çıkmaya başladı.
Siyasi tıkanıklık nedeniyle Dünya Bankası ve Avrupa Birliği kaynaklı bazı finansmanların ve altyapı projelerinin hayata geçirilememesi, krizin ekonomik maliyetini de görünür hale getiriyordu. Hükümetin kurulamaması artık yalnızca siyasi elitler arasındaki bir iktidar mücadelesi değildi; devletin idari kapasitesini ve ekonomik işleyişini doğrudan etkileyen bir soruna dönüşüyordu.
Kurti, 9 Şubat seçimlerinden sonra anayasal süreleri tüketmesine rağmen hükümeti kuramadı.
Sonunda Meclis dağıldı.
Kosova, 28 Aralık 2025’te yeniden sandığa gitti.
İkinci seçim Vetevendosje açısından büyük bir geri dönüş oldu. Parti oylarını ciddi biçimde artırdı ve tek başına hükümet kurabilecek güce ulaştı. Böylece Şubat 2026’da başlayan X. yasama döneminde Meclis Başkanlığı ve hükümetin kurulması, önceki dönemde yaşanan sancıların aksine çok daha rahat tamamlandı.
Yaklaşık bir yıldır devam eden hükümet krizi sona ermiş gibi görünüyordu.
Fakat Kosova’yı bu kez çok daha zor bir sınav bekliyordu:
Cumhurbaşkanlığı seçimi.
Aynı kriz, bu kez Cumhurbaşkanlığı üzerinden
Hükümet kurulmuştu ancak Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani’nin görev süresi sona yaklaşıyordu.
Uzun süre Osmani’nin Vetevendosje tarafından yeniden destekleneceği düşünüldü. Fakat iktidar partisi tercihini Glauk Konjufca’dan yana kullandı.
Muhalefet ise Konjufca’ya destek vermeyeceğini açıkladı.
Sorunun temelinde Kosova Cumhurbaşkanlığı seçiminin parlamentodaki özel aritmetiği bulunuyordu. Yeni Cumhurbaşkanının seçilebilmesi için ilk turlarda Meclisin üçte ikisinin, yani 81 milletvekilinin katılımı ve desteği kritik önem taşıyordu. Vetevendosje, kendi milletvekilleri ve azınlık temsilcileriyle bu sayıya ulaşamıyordu.
PDK ve LDK ise iktidarın tek taraflı olarak belirlediği bir aday yerine, partiler arasında daha geniş uzlaşmayla ortaya çıkacak bir isim istiyordu.
Kosova böylece garip bir siyasi döngünün içine girmişti.
2025 yılında Meclis Başkanlığı üzerinden yaşanan kriz, 2026 yılında Cumhurbaşkanlığı makamı üzerinden yeniden üretiliyordu.
Yeni Cumhurbaşkanının seçilememesi üzerine Meclis feshedildi ve 7 Haziran 2026 için yeni seçim kararı alındı.
Kosova, yaklaşık bir buçuk yıl içerisinde üçüncü kez sandığa gidiyordu.
Seçmen sandığı değiştirdi ama denklemi değiştirmedi
7 Haziran seçimlerinden Vetevendosje yüzde 47 civarında oyla yine birinci çıktı.
Sonuçların ortaya koyduğu iki temel gerçek vardı.
Birincisi, Vetevendosje hala Kosova siyasetinin açık ara en güçlü siyasi hareketiydi.
İkincisi ise bu güç, yeniden tek başına hükümet kurmaya yetmiyordu.
Yani seçmen partilerin sandalye dağılımını değiştirmiş, fakat siyasetin temel problemini ortadan kaldırmamıştı.
Kosova bir kez daha aynı aktörlerle, aynı siyasi güvensizliklerle ve büyük ölçüde aynı parlamenter matematikle karşı karşıyaydı.
Ancak bu defa süreç biraz daha farklı ilerledi.
Albulena Haxhiu 62 oyla Meclis Başkanı seçildi. Ardından Eylül ayında Albin Kurti dördüncü kez Başbakanlık koltuğuna oturdu.
Tam da siyasi sistemin yeniden normalleşmeye başladığı düşünülen bir anda Kosova’nın gündemini altüst edecek başka bir gelişme yaşandı.
Lahey kararı bütün denklemi değiştirdi
16 Eylül 2026 tarihinde Lahey’deki Kosova Uzman Dairelerinin eski UÇK yöneticileri hakkında açıkladığı karar, ülkedeki siyasi atmosferi bir anda değiştirdi.
Eski Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi 25 yıl hapse mahkûm edilirken diğer eski UÇK yöneticileri hakkında da ağır cezalar verildi.
Karar Kosova toplumunda büyük tepki doğurdu.
Resmi olarak bağımsız bir hareket görüntüsü veren, ancak PDK tabanının ve eski UÇK çevrelerinin güçlü biçimde desteklediği protestolar Priştine’de başladı. Göstericilerin temel talebi, Uzman Daireleriyle ilgili yasal düzenlemenin değiştirilmesiydi.
Protestolar 21 gün boyunca devam etti.
Bu sırada Kosova’nın önünde başka bir takvim işliyordu.
Yeni Cumhurbaşkanının seçilmesi için anayasal sürenin son günü 6 Ekim’di. O gece yarısına kadar Cumhurbaşkanı seçilemezse ülke yeniden seçim sürecine girecekti.
Yani bir tarafta Lahey kararının yarattığı toplumsal öfke, diğer tarafta Cumhurbaşkanlığı seçiminin anayasal takvimi vardı.
Ve iki kriz 5 Ekim gecesi birbirine bağlandı.
Kosova siyaseti 6 Ekim gecesi saatle yarıştı
5 Ekim’de protestocular eylemlerinin dozunu artırdı. Uzman Daireleriyle ilgili yasa değiştirilmeden milletvekillerinin Meclisten çıkmasına izin vermeyeceklerini açıkladılar ve Meclisin giriş-çıkışlarını bloke ettiler.
Akşam saatlerinde tansiyon yükseldi. Polis ile göstericiler arasında müdahalelerin yaşandığı protestolara şiddet görüntüleri damgasını vurdu.
6 Ekim sabahında göstericiler yeniden Meclis çevresindeydi.
Fakat dışarıdaki protestolardan daha büyük mücadele içeride yaşanıyordu.
Vetevendosje, PDK’dan Cumhurbaşkanlığı seçimi için destek istiyordu.
PDK ise önce Uzman Daireleriyle ilgili yasanın değiştirilmesini talep ediyordu.
Kurti cephesi ise Cumhurbaşkanlığı konusunda destek sağlanmadan yasada değişikliğe yanaşmıyordu.
Böylece Kosova siyaseti kelimenin tam anlamıyla bir pazarlık masasına dönüştü.
İktidar ve muhalefet gün boyunca peş peşe basın toplantıları düzenledi. Taraflar birbirlerine şartlar sundu. Saatler ilerledikçe anayasal süre daralıyor ve ülke yeniden seçim ihtimaline, yani yeni bir siyasi krize doğru sürükleniyordu.
Derken gecenin son saatinde sürpriz bir isim ortaya çıktı.
Son saatin Cumhurbaşkanı: Justina Shiroka-Pula
6 Ekim’in bitmesine yaklaşık bir saat kala Meclis toplandı.
Vetevendosje, Cumhurbaşkanı adayı olarak Kosova Bilim ve Sanat Akademisi Başkanı Justina Shiroka-Pula’yı gösterdi.
Shiroka-Pula sıradan bir isim değildi. Geçmişte PDK hükümetlerinde görev yapmış, milletvekilliği ve bakanlık deneyimi bulunan bir akademisyendi. Dolayısıyla yalnızca Vetevendosje tabanından gelen bir isim değildi.
PDK bu adaylığı kabul etti.
Ve böylece Kosova siyasetinde belki de son yılların en ilginç parlamento maratonu başladı.
Bir tarafta Uzman Daireleriyle ilgili yasanın geçirilmesi, diğer tarafta Cumhurbaşkanının seçilmesi gerekiyordu.
Üstelik bütün bunların 7 Ekim’e girilmeden tamamlanması gerekiyordu.
Çünkü saat 00.00’ı geçtiğinde anayasal süre tartışması bambaşka bir boyuta taşınacak ve ülke yeniden erken seçim senaryosuyla karşı karşıya kalacaktı.
Son dakikalarda yapılan oylamalarla kriz aşıldı.
Kosova yeni Cumhurbaşkanını seçti.
Peki, Justina Shiroka-Pula kimdi ve neden o?
Kosova’nın yeni Cumhurbaşkanı neyi temsil ediyor?
Akademisyen kimliğiyle tanınan Justina Shiroka-Pula’nın bölge ve Avrupa basınında en fazla öne çıkarılan özelliklerinden biri Katolik olmasıydı.
Nüfusunun ezici çoğunluğu Müslüman olan Kosova’nın Katolik bir Cumhurbaşkanı seçmesi dışarıdan bakıldığında dikkat çekici bir gelişme gibi sunuldu.
Fakat Kosova’da bu konu neredeyse hiç tartışılmadı.
Belki de bu, Kosova toplumunun karakteri hakkında dışarıdan yapılan birçok yüzeysel okumanın aksine önemli bir göstergedir. İnsanların gündeminde yeni Cumhurbaşkanının dini kimliğinden çok, yaklaşık iki yıldır devam eden siyasi krizin artık sona ermesi vardı.
Fakat Shiroka-Pula’nın seçilmesinin asıl tartışılması gereken tarafı başka.
Yeni Cumhurbaşkanı, selefi Vjosa Osmani gibi güçlü ve bağımsız bir siyasi profile sahip değil.
Tam tersine, daha uzlaşmacı, daha düşük profilli ve günlük siyasi mücadelelerden uzak durması beklenen bir Cumhurbaşkanı görüntüsü veriyor.
Kurti’nin geçmişte Cumhurbaşkanlığı makamına ilişkin kullandığı ve makamın günlük siyasi tartışmaların dışında kalması gerektiğini ima eden sözleri düşünüldüğünde, Shiroka-Pula’nın profili Başbakan açısından oldukça uygun görünüyor.
73 yaşında, aktif parti siyasetinden uzaklaşmış, akademik kariyerinin son dönemindeki bir isim.
Bu nedenle muhalefetin temel endişesi de burada başlıyor.
Cumhurbaşkanlığı makamı gerçekten siyasi sistemin üzerinde duran bağımsız bir denge unsuru mu olacak, yoksa giderek Başbakanlık çizgisine yakın bir kuruma mı dönüşecek?
Shiroka-Pula’nın seçilmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı kabinesinde Kurti’ye yakın isimlerin etkili olduğu yönündeki eleştiriler de bu tartışmayı daha da büyüttü.
Krizlerin kaybedeni Kosova, siyasi kazananı Kurti mi?
Yaklaşık iki yıllık bu siyasi krizin Kosova’ya gerçek maliyetinin ne olduğu muhtemelen önümüzdeki yıllarda daha net anlaşılacak.
Ülke bu dönemde peş peşe seçimlere gitti. Meclis aylarca çalışamadı. Hükümet kurma süreçleri uzadı. Uluslararası finansmanlar ve projeler bekledi. Kurumlar sürekli bir geçicilik psikolojisi içinde çalıştı.
Ancak siyasi açıdan bakıldığında bu sürecin en dikkat çekici sonucu başka bir yerde ortaya çıktı:
Albin Kurti her krizden biraz daha güçlü çıktı.
2025’te seçimlere girdi.
Hükümeti kuramadı.
Yeniden seçime gitti ve oylarını artırdı.
Cumhurbaşkanlığı krizi yaşandı.
Yine seçim oldu.
Vetëvendosje yine açık ara birinci parti çıktı.
Kurti sonunda dördüncü kez Başbakan oldu.
Bu tablo bize yalnızca Kurti’nin siyasi gücünü değil, Kosova muhalefetinin zayıflığını da gösteriyor.
PDK, LDK ve diğer muhalefet partileri zaman zaman Kurti karşıtlığında birleşebiliyor; ancak Kosova seçmenine Kurti’nin yerine koyabileceği güçlü, ortak ve inandırıcı bir siyasi alternatif sunamıyorlar.
İşte Kurti’nin en büyük avantajı da burada.
Kurti’nin yeni dönemi
Kosova siyaseti artık yeni bir döneme giriyor.
Albin Kurti yalnızca hükümeti yöneten bir Başbakan değil; giderek devletin temel kurumları üzerinde daha büyük siyasi etki kurmaya çalışan bir lider görüntüsü veriyor.
Başsavcılık seçimi, kamu yayıncısı RTK’nın yönetim yapısı ve farklı bağımsız kurumların yönetim kurulları etrafında yaşanan tartışmalar bu nedenle yalnızca bürokratik atama meseleleri olarak görülmemeli.
Asıl tartışma devlet içindeki güç dağılımıdır.
Kurti, geçmiş hükümet dönemlerinden kalan siyasi ve bürokratik kadroların etkisini azaltırken kendi iktidarının kurumsal zeminini genişletmeye çalışıyor.
Muhalefet ise bu süreci engelleyebilecek siyasi gücü henüz ortaya koyabilmiş değil.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde Kosova’nın temel siyasi sorusu artık yalnızca “Kurti iktidarda kalacak mı?” değildir.
Daha önemli soru şudur:
Kurti ne kadar güçlü olacak ve bu gücü dengeleyecek kurumlar ayakta kalabilecek mi?
Çünkü mevcut şartlarda Vetevendosje’nin Kosova siyasetindeki hâkimiyetinin kısa sürede sona ereceğine ilişkin ciddi bir işaret görünmüyor.
Mevcut muhalefet yapısı Kurti’ye güçlü bir alternatif üretemediği sürece onun iktidarı devam edecektir.
Belki de yaklaşık iki yıl süren bu krizin bize verdiği en önemli mesaj budur.
Kosova’nın sorunu artık yalnızca siyasi istikrarsızlık değildir.
Bir tarafta giderek güçlenen bir lider, diğer tarafta giderek etkisizleşen bir muhalefet vardır.
Ve demokratik sistemler açısından asıl tehlike bazen hükümetlerin güçlü olması değil, onları dengeleyecek güçlü bir alternatifin bulunmamasıdır.
