Kosova’nın eski Cumhurbaşkanı ve Kosova Kurtuluş Ordusu’nun (UÇK) eski siyasi komutanı Hashim Thaçi, Kosova Uzman Daireleri tarafından savaş suçlarından suçlu bulunarak 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Thaçi, insanlığa karşı suçlamalardan beraat etmesine rağmen ilk derece heyeti, diğer UÇK yöneticileriyle birlikte ortak suç işleme amacı doğrultusunda hareket ettiğine hükmetti.
Thaçi’nin yanı sıra savaş dönemindeki en yakın arkadaşlarına da ağır hapis cezaları verildi. Jakup Krasniqi 25, Kadri Veseli 18, Rexhep Selimi ise 13 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Hashim Thaçi’nin hikâyesi yalnızca bir siyasetçinin biyografisi değil; aynı zamanda gerilla savaşı, üst düzey diplomasi, bağımsızlık mücadelesi ve nihayetinde özgürlüğüne mal olan ağır suçlamalarla iç içe geçmiş modern Kosova tarihinin bir özeti niteliğinde.
Drenica’daki yasa dışı faaliyetlerden gizemli “Yılan” komutanlığına
24 Nisan 1968’de, Arnavut direnişinin geleneksel merkezlerinden biri olan Drenica bölgesindeki Buroja köyünde doğan Thaçi, genç yaşlarından itibaren siyasi faaliyetlerin içinde yer aldı.
1990’lı yılların başında Priştine Üniversitesinde tarih ve felsefe eğitimi gördü. Bu dönem, Slobodan Milošević yönetiminin Kosova’nın özerkliğini sistematik biçimde ortadan kaldırdığı ve Arnavut nüfusa yönelik baskı uyguladığı yıllara denk geliyordu.
Öğrenci liderlerinden biri olan Thaçi, o dönemde İbrahim Rugova’nın savunduğu barışçıl direnişin Belgrad yönetimine karşı istenen sonuçları vermediği kanaatine kısa sürede vardı. İsviçre’ye göç ederek Zürih Üniversitesinde eğitimine devam etti. Ancak İsviçre, onun açısından öncelikle bir lojistik merkezdi. Burada Arnavut diasporasına katılan Thaçi, Kosova Cumhuriyeti Hareketi’nin kuruluşunda yer aldı ve Kosova Kurtuluş Ordusu’nun (UÇK) kilit kurucularından biri oldu.
Bu dönemde, hayatı boyunca kendisiyle anılacak savaş lakabını aldı: “Yılan” (Gjarpri). Bu lakap ona tesadüfen verilmemişti. Arnavutluk ile Kosova arasındaki dağlık sınırları fark edilmeden geçme, silah sevkiyatı yapma, polis pusularından kaçma ve sahadaki gerilla eylemlerini koordine etme yeteneğini tanımlıyordu.
Belgrad yönetimi hakkında yakalama kararları çıkarırken ve terör suçlamasıyla gıyabında uzun süreli hapis cezaları verirken Thaçi, sahada kısa süre içerisinde kitlesel bir silahlı harekete dönüşecek ağı kuruyordu.
Thaçi’nin hayatındaki ve Kosova tarihindeki dönüm noktası, 1999 yılının başında Fransa’daki Rambouillet Şatosu’nda yaşandı. Amerika Birleşik Devletleri öncülüğündeki Batılı güçler, giderek şiddetlenen savaşı durdurmak amacıyla Sırp ve Kosova heyetlerini bir araya getirdi.
O dönemde 30 yaşında olan Thaçi, Kosova heyetinin başkanı olarak görüşmelere katıldı ve kendisinden daha yaşlı ve deneyimli siyasetçileri tamamen geri planda bıraktı.
Thaçi, Rambouillet’de dönemin ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright’ın ve Amerikalı diplomatların dikkatini çekti. Beklenmedik bir siyasi öngörü ve pragmatizm sergiledi.
Bazı radikal UÇK komutanları, tam bağımsızlığı derhâl garanti etmeyen hiçbir uzlaşmayı kabul etmezken Thaçi daha geniş jeopolitik tabloyu gördü. Rambouillet Anlaşması’nın imzalanmasının, ABD ve NATO’ya Yugoslavya Federal Cumhuriyeti’ne yönelik askerî harekât için meşruiyet sağlayacak kilit adım olduğunu kavradı.
NATO’nun 78 gün süren bombardımanı ve Sırp güçlerinin Haziran 1999’da Kosova’dan çekilmesinin ardından Thaçi, savaşın resmî olmayan galibi olarak Priştine’ye girdi. Kamuflaj üniformasını çıkarıp şık takım elbiseler giydi ve gerilla liderliğinden Batı yanlısı bir siyasetçiye dönüşme sürecini başlattı.
Bağımsızlığın mimarı ve “Kosova’nın George Washington’ı”
Thaçi, savaş sonrası Kosova’da Kosova Demokratik Partisini (PDK) kurdu ve kısa sürede iktidarın vazgeçilmez aktörlerinden biri hâline geldi.
Siyasi kariyerinin zirve noktası 17 Şubat 2008’de yaşandı. Kosova Başbakanı olan Thaçi, Bağımsızlık Bildirgesi’ni Mecliste törenle okuyarak Kosova Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ilan etti.
Bu tarihî an, çoğunluğu oluşturan Arnavut nüfusun gözünde onun yaşayan bir kahraman ve ulusun kurucu isimlerinden biri olarak görülen konumunu pekiştirdi.
Batılı liderler Thaçi’ye övgüler yağdırdı. Dönemin ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Priştine ziyaretlerinden birinde devletin kuruluşundaki rolünü vurgulayarak Thaçi’yi “Kosova’nın George Washington’ı” olarak nitelendirdi.
Thaçi; Bill Clinton ve George W. Bush’tan Barack Obama ve Donald Trump’a kadar farklı ABD yönetimleriyle onlarca yıl boyunca son derece yakın ilişkiler kurdu. Oval Ofis’te dünyanın önde gelen liderleriyle el sıkışırken çekilen fotoğrafları, Kosova’nın Batı’yla ayrılmaz biçimde bağlı olduğu mesajını veriyordu. Thaçi ise bu istikrarın başlıca güvencesi olarak görülüyordu.
2016 yılında Kosova Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Brüksel’de Belgrad yönetimiyle yürütülen diyalogda öncü rol üstlendi. Uzlaşmaya hazır tutumu ülke içindeki muhalefetin sert eleştirilerine sık sık hedef olsa da uluslararası ortaklarının desteğini güçlendirdi.
Dick Marty’den Lahey’deki mahkemeye
Ancak Thaçi’nin diplomatik başarılarına paralel olarak savaş ve savaşın hemen sonrasındaki dönemde yaşananlara ilişkin ağır suçlamalar, uluslararası kamuoyunun gündeminde yıllarca yer aldı.
Avrupa Konseyi Özel Raportörü Dick Marty’nin 2010 yılında yayımladığı rapor, UÇK’nın ve bizzat Thaçi’nin savaş geçmişi üzerine karanlık bir gölge düşürdü. Raporda örgütün üst düzey yöneticileri ağır suçlar işlemek, yasa dışı gözaltı merkezleri kurmak ve kötü muamelede bulunmakla suçlandı.
Thaçi bütün suçlamaları sert biçimde reddederek bunları uydurma ve tarihi yeniden yazma girişimi olarak nitelendirdi. Buna rağmen Batılı müttefiklerin baskısı sonucunda Kosova Meclisi, 2015 yılında merkezi Lahey’de bulunan Kosova Uzman Dairelerinin kurulmasını onayladı.
Uzman Savcılığın hakkındaki iddianameyi Kasım 2020’de resmen onaylamasının ardından Thaçi, benzeri görülmemiş bir adım atarak Kosova Cumhurbaşkanlığı görevinden istifa etti ve gönüllü olarak yetkililere teslim oldu.
Lahey’e gitmeden önce halka yaptığı son konuşmada, mahkemeye sanık bir cumhurbaşkanı olarak değil; UÇK’nın onurunu ve özgürlük mücadelesinin tarihsel haklılığını savunmak isteyen bir vatandaş olarak gittiğini söyledi.
Thaçi, mahkûmiyet kararına rağmen Kosova halkının büyük bir kesimi için kurtuluşun sembolü olmayı sürdürüyor. Destekçileri onu, en zor dönemde büyük riskler üstlenen ve Batılı müttefiklerin yardımıyla bağımsız devlet hayalini gerçeğe dönüştüren lider olarak görüyor.
Öte yandan Lahey’deki yargı sürecinin sonucu, UÇK’nın savaş dönemindeki komuta kademesinin mirası üzerine ağır bir yük bindiriyor.
Thaçi’nin kaderindeki trajik ironi ise kendisini mahkûm eden mahkemenin, onu onlarca yıl boyunca kilit ortak ve barışın güvencesi olarak gören Batılı güçlerin ısrarıyla kurulmuş olmasında yatıyor.