Refik Kahraman
Balkan coğrafyası, tarih boyunca küresel güç dengelerinin ve stratejik hamlelerin merkez üssü olmuştur. Bu coğrafyanın kilit taşlarından biri olan Kosova, bugün yalnızca bölgesel istikrarıyla değil, aynı zamanda bünyesinde barındırdığı sinsi bir tehdit olan FETÖ (Fetullahçı Terör Örgütü) yapılanmasıyla da karşı karşıyadır. Türkiye’nin yıllardır süren uyarıları ve örgüt elebaşı Fetullah Gülen’in ölümüyle başlayan yeni süreç, Kosova için bir “karar anı” niteliğindedir.
Fetullah Gülen’in 20 Ekim 2024’te Amerika’da ölümü, örgüt içindeki hiyerarşik çözülmeyi ve güç savaşlarını tetikleyerek dağılma sürecini resmen başlatmıştır. Artık ortada tek bir “sözde lider” değil, rant kavgasına düşmüş parçalı bir yapı vardır. Bu durum, örgütün yurt dışındaki eğitim kisvesi altındaki yapılanmalarını her zamankinden daha kırılgan hale getirmektedir.
Buna ek olarak, küresel siyasi iklim de FETÖ’nün aleyhine dönmektedir. Donald Trump’ın ABD’de yeniden göreve gelmesi, Washington’ın dış politika ajandasında köklü değişimlerin habercisidir. “Önce Amerika” vizyonuyla hareket eden bir yönetimin, Türkiye gibi stratejik bir müttefiki FETÖ gibi miadı dolmuş bir yapı için karşısına alması rasyonel bir seçenek olmaktan çıkmıştır. Trump sonrası gelecek Demokrat ya da Cumhuriyetçi diğer başkanların da Türkiye’nin hassasiyetlerini gözetmesi beklenmektedir. Buna ek olarak devam Rusya-Ukrayna savaşı ile Ortadoğu’daki savaşlar, NATO ve bölge güvenliği için Türkiye’nin önemini perçinlemiştir. Batı dünyası için Türkiye’nin güvenliği ve hassasiyetleri, bir terör örgütünün eğitim faaliyetlerinden çok daha hayati bir noktaya evrilmiştir.
Eğitim Görünümlü Tehdit: Kosova İçin Bir Saatli Bomba
Türkiye’nin “terör örgütü eğitim yapısı” olarak ilan ettiği Kosova’daki FETÖ bağlantılı okullar, sadece Türkiye için değil, bulundukları ülkeler için de birer milli güvenlik sorunudur. Bu okullarda yetişen nesiller, devletin kurumlarına sızmak ve örgüt çıkarları doğrultusunda hareket etmek üzere devşirilmektedir. FETÖ’nün Türkiye’de gerçekleştirmeye çalıştığı darbe girişimi, bu okullarda yetişen ve devletin içine sızan kadrolar eliyle yürütülmüştür. Kosova’nın yarınlarını emanet edeceği bürokratların, yargıçların ve askerlerin bu yapıdan yetişmesi, genç Kosova devleti için büyük bir risk barındırmaktadır.
Türkiye’nin Sabrı ve Stratejik Öngörüsü
Türkiye’nin Suriye politikasında gösterdiği on yıllık sabır, bugün bölgedeki terör koridorunun engellenmesi ve istikrarın tesisiyle meyvelerini vermektedir. Türkiye, Balkanlar’daki dost ve kardeş ülkeleri de benzer bir sabırla ancak kararlılıkla uyarmaktadır.
Türkiye ile Kosova arasındaki ilişkilerin köklü geçmişi ve gelecekteki potansiyeli, bu tür yapılar nedeniyle gölgelenmemelidir. Kosova makamlarının bu okulları kapatması veya Maarif Vakfı gibi resmi ve güvenilir kurumlara devretmesi, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı güçlendirecek tek yoldur. Kosova’nın uluslararası arenada tanınması için en büyük desteği veren Türkiye, Kosova’ya güvenlik ve ekonomik olarak en fazla destek sağlayan ülke konumundadır. Balkanlarda ortaya çıkabilecek ve Kosova’yı da etkileyebilecek olası bir savaşta, bu ülkenin yanında olacak ilk ülke yine Kosova olacaktır. Ancak Kosova makamlarının şu ana kadar değişen dünya düzenini doğru okuyup okuyamadıkları henüz belli değildir.
Zira, dünya yeni bir düzene evrilirken, Kosova’nın bu sinsi yapıdan kurtulması bir tercih değil, zorunluluktur. FETÖ okulları, ileride Kosova’nın bağımsızlığına ve toplumsal huzuruna kast edecek bir “iç tehdit” potansiyeline sahiptir.
Kosova yönetimi için vakit, iş işten geçmeden, Türkiye’nin tecrübelerine kulak vererek bu kanserli hücreyi temizleme vaktidir. Gecikilen her gün, bu yapının devletin kılcal damarlarına daha fazla sızmasına neden olacak ve gelecekte ödenecek bedeli ağırlaştıracaktır.