ARNAVUT GANGSTER, TRUMP’IN DAMADININ HAYATINI VE 5 MİLYAR DOLARLIK PROJESİNİ NASIL ZORLAŞTIRDI?

Arnavutluk’un küçük sahil köyü Zvërnec’in sakinleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın lüks bir Akdeniz tatil kompleksi inşa etme planlarını açıklamasıyla büyük şaşkınlık yaşadı.

Ancak Amerikan The Wall Street Journal’ın (WSJ) kapsamlı araştırmasına göre, göz alıcı proje görsellerinin arkasında arazi gaspı suçlamaları, uluslararası kokain kaçakçılığı ve kara para aklama iddialarını içeren karanlık bir hikâye bulunuyor.

Kushner’ın yanı sıra bu olayın merkezindeki isim Artur Shehu. Köylüler Shehu’yu atalarından kalan toprakları çalmakla suçlarken, Avrupalı savcılar ise onun büyük bir uyuşturucu kartelinin liderlerinden biri olduğunu öne sürüyor.

Köylülerin uyarıları görmezden gelindi, 120 milyon dolar ödendi

Kushner’ın lüks villalar ve oteller inşa etmek istediği arazi, masmavi deniz ile flamingo sürüleriyle tanınan Narta Lagünü’nün çevrelediği dar bir yarımadada bulunuyor. Köylüler, 2000’li yılların başında Artur Shehu tarafından ellerinden alınmadan önce bu topraklarda patates ve soğan yetiştirdiklerini söylüyor.

Amerikalı yatırımcıların planlarından haberdar olan köylüler, Kushner’a ve ekibine mektup göndererek yaklaşık 20 yıldır Shehu ile hukuki mücadele yürüttüklerini bildirdi. Mektupta, “bu bölgenin köye ve köy sakinlerine ait olduğu” açıkça belirtilerek projeden vazgeçilmesi çağrısında bulunuldu.

Ancak Kushner’ın yatırım grubu planlarını durdurmak yerine projeye devam etti ve WSJ’ye göre bu yılın başlarında tartışmalı arazi için Shehu’ya 120 milyon dolardan fazla ödeme yaptı.

Yalnızca iki ay sonra Arnavutluk Özel Savcılığı SPAK, Shehu hakkında tutuklama talebinde bulundu. Shehu, Güney Amerika’dan Avrupa’ya kokain kaçıran uluslararası bir organizasyonda başrol oynamakla suçlandı.

Bu tartışma, Kushner’ın Balkanlar’daki gayrimenkul yatırımlarına yönelik son darbe oldu. Kushner’ın Sırbistan’daki benzer projesi de Belgrad’ın merkezindeki devlet arazisinin ihalesiz verilmesi nedeniyle tartışma konusu olmuş, geçen yılın sonunda kitlesel protestolar ve bazı yetkililerin gözaltına alınması sonrasında başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

Artur Shehu kim ve Miami’ye nasıl gitti?

Bugün 60 yaşında olan Shehu, eşiyle birlikte lüks bir villaya sahip olduğu Miami’de yaşıyor.

Florida’ya uzanan yolculuğu, Arnavutluk’un çalkantılı 1990’lı yıllarında başladı. Ülkeyi iç savaşın eşiğine getiren kaos, kanunsuzluk ve piramit sistemlerinin çöküşü sırasında Shehu, tehlikeli şehirlerden biri haline gelen Vlora’da otel işleten bir iş insanı olarak ortaya çıktı.

Shehu hakkında soruşturma yürüten eski Arnavut polis memuru Dritan Zagani’nin ifadelerine göre Shehu, o dönemde bile sürat tekneleriyle İtalya’ya marihuana ve insan kaçakçılığı yaptığı şüphesiyle takip altındaydı.

1999 yılında bir kafede rakip bir grupla yaşanan silahlı çatışmanın ardından Shehu ülkeden kaçtı.

ABD’ye sığınan Shehu, komünizm yanlısı çetelerin kendisini takip ettiğini, amcası ve kardeşini öldürdüğünü öne sürerek 2001 yılında iltica hakkı elde etti.

Avukatı Kujtim Cakrani ise tüm suçlamaları kesin bir dille reddediyor. Cakrani, Shehu’nun ne uyuşturucu kaçakçısı ne de arazi hırsızı olduğunu ve tüm ticari işlemlerinin yasal olduğunu savunuyor.

Bununla birlikte Avrupalı güvenlik birimleri sonraki yıllarda Shehu’yu sık sık şüpheli kişilerle birlikte gördü.

WSJ’ye göre İtalyan savcılar, mafya bağlantıları nedeniyle 2012 yılında Shehu’yu tutuklamaya çalıştı. Shehu’nun bir pastane işlettiği ve bir İtalyan mafya liderine kumarhane için yer kiraladığı belirtildi.

2019 yılında ise Mallorca’da Avrupa’nın önde gelen mafya liderlerinden biriyle yapılan toplantıda fotoğraflandı.

Shehu açısından durum bu yıl haziran ayında daha da kötüleşti. İspanyol, Belçikalı ve diğer Avrupalı soruşturmacıların kapsamlı dosyaları Arnavutluk’taki SPAK’a teslim etmesinin ardından Shehu ve 19 kişi hakkında tutuklama kararı çıkarıldı.

Savcılar, grubun Ekvador’daki kokain üretimini denetlediğini, uyuşturucuyu kömür, soya ve meyve püresi sevkiyatlarına gizlediğini ve Hollanda limanları üzerinden Avrupa’daki küçük fabrikalara ulaştırdığını ileri sürüyor.

Uyuşturucudan elde edilen paranın otobüslerle nakit olarak veya kripto para aracılığıyla Arnavutluk’a geri getirildiği, ardından Tiran’da gökdelen inşaatları ve sahil arazilerinin satın alınması yoluyla aklandığı iddia ediliyor.

Savcıların özellikle dikkat çektiği araziler arasında Zvërnec’te bulunan ve Kushner’ın geliştirmek istediği bölge de yer alıyor.

Osmanlı kayıtları ve “Flamingo Devrimi”

Shehu’nun araziyi nasıl elde ettiği de başlı başına tartışmalı bir hikâye.

Arnavut mahkemeleri, Shehu’nun bağlantılı olduğu ağın arazileri ele geçirmek için sahte belgeler kullandığını tespit etti.

2007 yılındaki bir olayda, bir arşiv görevlisinin eski Osmanlı kayıtlarını tercüme ederken asıl arazi sahibinin adını değiştirerek yerine “Seit Shehu” adını, yani Artur Shehu’nun atasının adını yazdığı belirlendi.

Arnavutluk Yüksek Mahkemesi bu belgelerin sahte olduğuna hükmetmesine rağmen hukuki süreç Arnavutluk yargısının karmaşık mekanizması içinde tıkandı ve Shehu hiçbir zaman arazileri köylülere geri vermeye zorlanmadı.

Bu süreçte Kushner’ın ekibi sahadaki çalışmalarını sürdürdü.

Kushner, Amerikalı yatırımcı Asher Abehsera ve varlıklı Katarlı Al-Khayyat ailesinin ortak olduğu Sazan Real Estate Development şirketi, nisan ayında yarımadayı dikenli tellerle çevirdi.

İnternete sızan bir görüntünün ardından gerginlik daha da arttı.

Görüntülerde özel güvenlik görevlilerinin yerel bir köylünün boynuna yumruk attığı ve onu sahilde sürüklediği, polisin ise olayı kenardan izlediği görüldü.

Bu görüntüler, Tiran’da aylar boyunca her gün devam eden ve “Flamingo Devrimi” olarak adlandırılan protestoları başlattı. Göstericiler flamingo ve Donald Trump fotoğrafları taşıdı.

Kushner’ın ortağı Abehsera, araziyle ilgili hukuki ihtilaflardan haberleri olmadığını savundu. Ancak daha önce kendilerine yazılı uyarılar yapıldığına ilişkin belgeler kamuoyuna yansıdı.

Kushner’ın grubunun sözcüsü ise WSJ’ye yaptığı açıklamada, “arazi satın alma işleminin yasalara uygun şekilde gerçekleştirildiğine inandıklarını” söyledi ve konunun Arnavutluk yargısının sorumluluğunda olduğunu belirtti.

Yerel halkın, çevre aktivistlerinin ve hatta Dua Lipa gibi dünya çapında tanınan isimlerin itirazlarına rağmen, 5 milyar dolar değerindeki mega proje Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın güçlü desteğine sahip.

Zvërnec sakinleri açısından ise yaşananlar uzun süredir devam eden bir kâbusun yeni bölümü.

Küçük Arnavut köyünün lideri Kostaq Konomi, Amerikan gazetesine yaptığı açıklamada, “Şu anda tek istediğim şey toprağımı bana geri vermeleri” dedi./BALKAN POSTASI

En son haberler

OSMANİ: KUZEY MAKEDONYA SINIRINDAKİ RESMÎ TABELADAN ARNAVUTÇANIN KALDIRILMASI KASITLI BİR PROVOKASYON

ARNAVUTLUK’UN KRUJA KENTİNDE DRAMATİK GECE: YANGIN KONTROL ALTINA ALINDI, SÖNDÜRME ÇALIŞMALARINA BAYRAKTAR TB2 DE KATILDI

VUÇİÇ: SIRBİSTAN, İBRE NEHRİ’NİN AKIŞINI DEĞİŞTİRMEYİ DEĞERLENDİRİYOR, “ARNAVUTLARIN NE YAPACAĞINI GÖRECEĞİZ”