Bosna-Hersek’te Birleşmiş Milletler bünyesinde görev yapan eski İngiliz tabur komutanı Bob Stewart, Sırp Cumhuriyeti Ordusu’nun savaş dönemi komutanı Ratko Mladić’in ölümü üzerine açıklama yaparak, hiçbir insanın ölümünden memnuniyet duymadığını ancak Mladić için “gözyaşı dökmediğini” söyledi.
1992 ve 1993 yıllarında Bosna-Hersek’te Cheshire Alayı 1. Taburu’na komuta eden Stewart, İngiliz Telegraph gazetesi için kaleme aldığı yazıda savaş yıllarındaki deneyimlerini, özellikle Srebrenitsa ve çevresinde yaşananları hatırlattı.
Stewart, Bosna-Hersek’teki bağlantılarının, savaş sırasında Mladić’le bizzat karşılaştığını bildikleri için ölüm haberini kendisine kısa sürede ilettiklerini söyledi.
“General Ratko Mladić, Temmuz 1995’te Srebrenitsa’da gerçekleşen soykırıma kötü şöhretli biçimde öncülük eden psikopat bir kasaptı” diye yazan Stewart, onu Boşnaklara karşı işlenen suçlardan sorumlu bir kişi olarak nitelendirdi.
Srebrenitsa kuşatma altındaydı
Stewart, savaşın başlarında Mladić’in 1992’den itibaren Srebrenitsa’yı kuşatma altında tutan Bosnalı Sırp ordusuna komuta ettiğini hatırlattı.
İngiliz subay Bosna-Hersek’e geldiğinde, kendi anlatımına göre şehir neredeyse tamamen dış dünyadan kopmuş durumdaydı.
“Srebrenitsa kuşatma altındaydı ve şehre giren ya da şehirden çıkan çok az şey vardı” diye yazdı Stewart.
Özellikle Nisan 1993’ü hatırlatan Stewart, o dönemde Srebrenitsa’daki durumun daha da ağırlaştığını söyledi. İstihbarat birimi, kuşatma altındaki şehirden ticari telsiz bağlantıları üzerinden yapılan çaresiz yardım çağrılarını dinliyordu.
Stewart’ın anlatımına göre Srebrenitsa, çevredeki tepelerden yoğun topçu ateşine tutuluyordu. Halk açtı, izole edilmişti ve uluslararası toplum tarafından terk edildiğine inanıyordu.
“Oradaki insanlar gerçekten fıçıdaki balıklar gibiydi” diye yazan Stewart, şehirden neredeyse hiçbir çıkış imkânı olmayan halkın durumunu böyle tarif etti.
Stewart’a göre Srebrenitsa ve çevresinden kaçmaya çalışan insanlar çoğu zaman yakalanıyor ve öldürülüyordu.
İngiliz askerleri Srebrenitsa’ya doğru yola çıktı
Stewart, dönemin Bosna-Hersek’teki BM komutanı Fransız General Philippe Morillon’un kendisinden, İngiliz askerlerini Srebrenitsa’ya göndermeyi denemesini ve onların varlığının halka yardım edip edemeyeceğini değerlendirmesini istediğini anlattı.
Sorun, Srebrenitsa’nın Stewart’ın taburunun sorumluluk alanı dışında bulunmasıydı.
En yakın İngiliz üssü Tuzla’daydı ve kuş uçuşu yaklaşık 55 kilometre uzaklıktaydı. Ancak son derece dağlık arazi nedeniyle karayolu mesafesi çok daha uzundu.
Bu nedenle Stewart, operasyon için İngiltere’deki askerî komutanlıktan izin istedi. Kendi anlatımına göre oldukça soğuk bir yanıt aldı: Deneyebilirdi ama sonuçların sorumluluğunu kendisi üstlenecekti.
Buna rağmen 9./12. Lancers Alayı’nın B Filosu operasyonel olarak onun kontrolündeydi ve Tuzla yakınlarında bulunuyordu.
Stewart, birliğin komutanı Binbaşı Alan Abraham’a Srebrenitsa’ya ulaşıp ulaşamayacaklarını değerlendirmesi emrini verdi.
Filo, Tuzla yakınlarında cephe hatlarını geçti ve sonraki iki gün boyunca son derece ağır hava koşullarında Srebrenitsa’ya doğru ilerledi.
Srebrenitsa’ya yaklaşık 15 kilometre uzaklıktaki Konjević Polje köyüne ulaştılar ve burada kısa süreliğine durdular.
Birleşmiş Milletler’e ait beyaz araçların görülmesi yerel halk arasında büyük bir heyecan yarattı.
Çok sayıda insan evlerinden çıkarak araçların çevresini sardı ve uluslararası toplumun nihayet kendilerine yardım etmeye geldiğine inandı.
Sivillerin arasında topçu ateşi
Ancak durum çok kısa sürede dramatik biçimde değişti.
Bölge aniden topçu ateşine tutuldu. İngiliz askerleri zırhlı araçlarda belli ölçüde koruma altındaydı, ancak çevredeki siviller tamamen savunmasızdı.
Stewart, bu bombardımanda yaklaşık 20 kişinin hayatını kaybettiğini, çok daha fazla kişinin de yaralandığını belirtti.
Özellikle Dünya Sağlık Örgütü’nden bir sağlık görevlisinin cesaretini vurguladı. Sağlık görevlisi bombardımana rağmen zırhlı araçların dışına çıkarak yaralılara yardım etti.
Stewart’ın anlatımına göre sağlık görevlisi, bir noktada ağır yaralanmış bir çocuğun bacağından kalan kısmı makasla kesmek zorunda kaldı ve böylece çocuğa yardım etmeye çalıştı.
İngiliz askerleri Srebrenitsa’ya doğru yollarına devam etti. Şehir halkı onları kurtarıcılar gibi karşıladı.
Bombardıman bir süreliğine azaldı ancak tamamen sona ermedi.
Ertesi gün General Morillon helikopterle Srebrenitsa’ya geldi. Halk onun gelişini büyük bir coşkuyla karşıladı.
Morillon daha sonra Srebrenitsa’nın “korunan bölge” ilan edileceğini açıkladı.
Bu karar kısa süre sonra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 16 Nisan 1993’te kabul ettiği 819 sayılı kararla resmiyet kazandı.
İngilizlerin yerini önce Kanadalılar, ardından Hollandalılar aldı
Stewart, İngiliz kuvvetlerinin başka bölgelerde de görev yaptığı için Srebrenitsa’da uzun süre kalmadığını belirtti.
İngiliz birliklerinin yerini kısa süre içinde BM’ye bağlı Kanada kuvvetleri aldı. Daha sonra onların da yerini Hollanda taburu aldı.
Dutchbat olarak bilinen Hollanda BM birliği, iki yıl sonra Ratko Mladić’e bağlı güçlerin Temmuz 1995’te Srebrenitsa’yı ele geçirmesi sırasında yaşananlar nedeniyle yoğun eleştirilerin merkezinde olacaktı.
Stewart’ın taburu, Srebrenitsa Soykırımı’ndan iki yıldan fazla süre önce, Mayıs 1993’ün başında Bosna-Hersek’ten ayrıldı.
“Sonuçta Mladić, Güvenlik Konseyi’ni pek umursamıyordu. Birleşmiş Milletler’in bölgede onu durduracak kadar askeri yoktu” diye yazdı Stewart.
Stewart, Mladić’in güçleri Temmuz 1995’te Srebrenitsa’yı ele geçirene kadar insanların bombalanmaya ve öldürülmeye devam ettiğini belirtti.
“Mladić için gözyaşı dökmüyorum”
Stewart, Saraybosna Araştırma ve Belgeleme Merkezi’nin verilerine göre Srebrenitsa Soykırımı’nda en az 8 bin 372 Boşnak erkek ve çocuğun öldürüldüğünü hatırlattı.
Potoçari’de binlerce soykırım kurbanının defnedildiği Anıt Merkezi ve mezarlığı dört kez ziyaret ettiğini söyledi.
Temmuz 1995’te Bosna-Hersek’te bulunmamasına rağmen Stewart, ülkedeki görevi sırasında Srebrenitsa’nın durumunu ve halkın yaşadığı acıları çok iyi bildiğini vurguladı.
“Ratko Mladić, soykırımın gerçekleşmesine izin veren kötü bir insandı” diye yazdı eski İngiliz komutan.
Stewart, hiçbir insanın ölümünden memnuniyet duymadığını ancak Mladić’in ölümü nedeniyle üzüntü hissetmediğini belirtti.
“Hiç kimsenin ölümünden memnuniyet duymuyorum, ancak Mladić için gözyaşı dökmüyorum” ifadelerini kullandı.
Savaş suçlusu Ratko Mladić, eski Yugoslavya için kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından Bosna-Hersek savaşı sırasında işlenen soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları nedeniyle kesinleşmiş kararla ömür boyu hapis cezasına mahkûm edilmişti./BALKAN POSTASI