Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan, Bosna-Hersek’e gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında Srebrenitsa Anıt Merkezi’ni de ziyaret etti. Bu vesileyle Klix.ba’ya röportaj veren Khan, izlenimlerini, dünyada artan İslamofobiyi ve hafıza kültürünün önemini değerlendirdi.
Britanya başkentinin belediye başkanı, mezarlığı gezdikten ve soykırımdan sağ kurtulan mağdurlarla görüştükten sonra derin duygularını gizlemedi. Ceketinin yakasında Srebrenitsa Çiçeği’ni gururla taşıyan Khan, Klix.ba’ya yaptığı açıklamada bu yere gelmenin insanı sonsuza kadar değiştirdiğini söyledi.
“Bugün gerçek anlamda karmaşık duygular yaşadım. Srebrenitsa anneleriyle, Anıt Merkezi’nde ve mezarlıkta vakit geçirmek… Buraya bir kez geldiğinizde, bunun sizi sonsuza kadar değiştirdiğini düşünüyorum” sözleriyle konuşmasına başladı.
Londra Belediye Başkanı daha sonra bu korkunç suçun kişisel boyutuna değinerek kendi hayatı ve kökeniyle bir paralellik kurdu.
“Allah’ın lütfuyla, 55 yıl önce Bosna’da doğmuş olabilirdim. Allah’a şükür ki doğmadım; çünkü doğmuş olsaydım, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana kıta Avrupa’sındaki en büyük toplu katliam olan soykırımda öldürülmüş olabilirdim. Oğullarını, çocuklarını kaybeden annelerle tanıştığınızda; eşlerini ve kardeşlerini kaybeden insanlarla karşılaştığınızda, bu size insanların neler yapabileceğini hatırlatıyor” dedi Khan.
Son dönemde Srebrenitsa’yı ziyaret eden az sayıdaki üst düzey Batılı yetkiliden biri ve muhtemelen küresel bir şehrin Srebrenitsa’yı ziyaret eden ilk belediye başkanlarından biri olan Khan, günümüz dünyasındaki siyasi iklimin taşıdığı tehlikelere ve sistematik dezenformasyonun yayılmasına dikkat çekti.
“Bu soykırım bir gecede gerçekleşmedi. Müslümanların insanlıktan çıkarılması, parçalanması ve ‘öteki’ olarak görülmesi yıllar aldı. Ardından komşuları onlara karşı döndü” diyen Khan, bugün çok büyük miktarda dezenformasyon ve yalanla karşı karşıya olunduğunu, bu nedenle Srebrenitsa hafızasının çürütülemez, olgusal bir tarih olarak korunmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.
Çok az sayıda dünya liderinin Potoçari’yi ziyaret etmesini değerlendiren Khan, geçmişte eski ABD Başkanı Bill Clinton gibi liderlerin ziyaretlerinden cesaret aldığını, ancak bugün ayrıştırıcı siyaset yürütenlerden hayal kırıklığı duyduğunu belirtti.
“Küresel gerilimlerin yaşandığı bir dönemde yaşıyoruz. Bu güzel ülkenin tarihini burada okuduğunuzda, bizi ayıran şeylerden çok daha fazla, bizi birleştiren ortak noktamız olduğunu anlıyorsunuz. Bu büyük Avrupa kıtasında yüzlerce yıldır Müslümanlar, Boşnaklar var. Onlar yüzyıllardır buradalar” diyen Londra Belediye Başkanı, birlikte yaşam ve hoşgörünün tek doğru yol olduğunu söyledi.
Yıllardır İslamofobiyle mücadele eden ve farklı inançlardan insanlar arasında köprüler kurmaya çalışan bir siyasetçi olan Khan, Müslümanlara yönelik küresel nefret artışının yanı sıra antisemitizm dâhil diğer azınlıklara yönelik nefretin yükselişine de değindi.
“Dünyanın ve Avrupa’nın birçok yerinde nefretin arttığını görüyoruz. Bunun temelinde, sorunlardan dolayı başka birini suçlama bahanesi yatıyor. Siyasetçiler bir zamanlar marjinal olan görüşleri normalleştiriyor. Bu görüşleri ana akıma taşıdığınızda, ırkçılara, İslamofoblara ve antisemitlere kötü davranmaları için cesaret vermiş oluyorsunuz. Bu da nihayetinde şiddete, cinayetlere ve hatta soykırıma yol açabilir” uyarısında bulundu Khan.
Sıradan insanların ve kurumların bu tür olgularla nasıl mücadele edebileceği sorusuna Londra Belediye Başkanı, tüm bariyerleri yıkan basit ama güçlü bir reçete sundu.
“‘Ön yargı’ kelimesinin kendisi, önceden hüküm vermek anlamına gelir. Hepimiz, tepeden bakmayan bir şekilde birbirimizi eğitmeliyiz. Yahudi, Müslüman, Hindu, Sih ya da Hristiyan olmanız fark etmez; birlikte ekmek bölerek zaman geçirin. Birbirimizi tanıyalım ki birbirimizden korkmayalım. Nefret, insanlar kendini güvende hissetmediğinde ortaya çıkar; sonra biri gelir, bir yalan söyler ve bu yayılır” dedi.
Klix.ba’ya verdiği röportajın sonunda Sadiq Khan, şehirler ve devletler arasında bağ kurmanın, öğrenilen dersleri aktarmanın önemine ilişkin güçlü bir mesaj verdi.
“Buradayım çünkü bu tür bir nefretin sonuçlarını da yanımda götürmek istiyorum. Bunu Auschwitz-Birkenau’da gördüm, burada Srebrenitsa’da da gördüm. Bu sadece 30 yıl önce yaşandı ve benim şehrimden, benim ülkemden sadece iki saatlik uçuş mesafesinde. Rehavete kapılmamalıyız. Londra’nın şimdi Saraybosna ile sahip olduğu dostluğun, bu korkunç soykırımdan doğru derslerin çıkarılmasına vesile olmasını umuyorum” sözleriyle Londra Belediye Başkanı konuşmasını tamamladı.