KOSOVA’DA KRİZ DERİNLEŞİYOR: CUMHURBAŞKANI SEÇİLEMEZSE YENİ SEÇİM KAPIDA

Bayram POMAK

Kosova, 9 Şubat 2025 tarihinde yapılan genel seçimlerden bu yana siyasi krizlerden bir türlü kurtulamadı. Önce seçimlerin ardından meclisin aylarca kurulamaması, ardından ise hükümetin oluşturulamaması nedeniyle ülke, bir yıl içinde iki kez genel seçime gitmek zorunda kaldı.

Yılın başında, yani 9 Şubat’ta yapılan genel seçimlerin ardından, aynı yılın sonunda 28 Aralık’ta yeniden genel seçimler düzenlendi. Bu, Kosova’da aynı yıl içerisinde yapılan dördüncü seçim oldu. Nitekim 2025 yılında iki genel seçim, bir yerel seçim ve yerel seçimlerin ikinci turu olmak üzere toplam dört seçim gerçekleştirildi.

9 Şubat’ta yapılan seçimlerde %42 oy alan Başbakan Kurti’nin partisi Vetëvendosje, bu kez oy oranını %51’e çıkararak tek başına hükümeti kurmayı başardı. Ancak yeni hükümet ancak bir yıl sonra, 11 Şubat’ta kurulabildi. Vetëvendosje, diğer toplulukların da desteğini alarak mecliste 66 sandalyeye ulaştı ve hükümeti oluşturdu.

Her ne kadar hükümet krizine bir çözüm bulunmuş olsa da Kosova’yı yeni bir kriz bekliyordu. Zira Cumhurbaşkanının görev süresi sona ermek üzereydi ve yeni bir Cumhurbaşkanının seçilmesi gerekiyordu. Ancak ortada net bir aday bulunmuyordu. Mevcut Cumhurbaşkanı’nın yeniden seçilmesi beklenirken, ilk dönemde Vetëvendosje’nin adayı olarak seçilen Cumhurbaşkanı Osmani bu kez aday dahi gösterilmedi.

Muhalefet hiçbir aday göstermezken, Vetëvendosje aday olarak Dışişleri Bakanı Glauk Konjufca’yı ve formalite gereği aynı partiden Fatmire Kollçaku-Mullhaxha’yı öne sürdü. Ancak muhalefet, Vetëvendosje’nin iş birliğine kapalı olduğunu ve kendilerini dikkate almadığını belirterek Cumhurbaşkanı seçimi için yapılan meclis oturumuna dahi katılmadı.

Vetëvendosje, 5 Mart’ta — yani Cumhurbaşkanı seçimi için prosedürlerin başlatılması gereken son günde — meclisi topladı. Ancak muhalefetin salonda bulunmaması nedeniyle yeterli çoğunluk sağlanamadı ve oturum kesintiye uğradı.

Bu gelişmenin ardından Cumhurbaşkanı Osmani, Meclis’in feshedilmesine ilişkin bir kararname çıkardığını açıkladı. Osmani, bu kararı, kendisine göre ülke temsilcilerinin “ülkeyi yeniden seçime götürmeye karar vermesi” nedeniyle aldığını ifade etti. Konuşmasının devamında ise şu ifadeleri kullandı: “Bu kararname aracılığıyla açıkça belirlenmiş anayasal yükümlülüğümü yerine getiriyorum… Milletvekillerinin Kosova’nın çıkarını tercih etmemiş olması büyük bir talihsizliktir.”

Osmani’ye göre, bir önceki gece Meclis’te Cumhurbaşkanı seçimine yönelik başarısız girişimler ne tesadüfîydi ne de plansızdı. Milletvekillerinin, kurumun oluşturulmasından itibaren süreci tamamlamak için 23 günü bulunduğunu hatırlatan Osmani, “Aksine, çok iyi hesaplanmış ve kurgulanmıştı; ne yazık ki,” ifadelerini kullandı.

Ancak iktidar partisi, Osmani’nin kararnamesinin hukuki bir dayanağı olmadığında ısrar etti. Gerekçe olarak, Cumhurbaşkanı seçimine ilişkin prosedürlerin 5 Mart’ta başlatıldığını ve sürecin tamamlanması için 60 günlük bir sürenin bulunduğunu ileri sürdü. Bu nedenle konu Anayasa Mahkemesi’ne taşındı.

Anayasa Mahkemesi ise nihai kararını vermeden önce ihtiyati tedbir kararı alarak, karar açıklanana kadar Meclis’in tüm işlemlerini durdurdu.

Bu süreçte herkes mevcut Cumhurbaşkanı’nın görevine devam edeceğini beklerken, Başbakan Kurti tarafından aday gösterilmemesi kamuoyunda şaşkınlık yarattı. Tüm bu gelişmelerin ardından Osmani, katıldığı bir televizyon programında sürecin arka planına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Osmani, yeniden seçilmesi için halktan güçlü bir destek gördüğünü ve seçimlerden önce Başbakan Kurti’nin de kendisine destek vereceğini ifade ettiğini belirtti. Hatta Kurti’nin kendisine büyük iltifatlarda bulunarak “21. yüzyılın en iyi Cumhurbaşkanı” dediğini aktardı.

Ayrıca ABD ile yeni bir sayfa açıldığını ve Gazze için kurulan “Barış Kurulu”na katılımın son derece önemli olduğunu vurguladı. Bu üç unsurun, yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesi açısından belirleyici olduğunu ifade etti.

Ancak seçimlerin ardından Kurti’nin tutumunun değiştiğini söyleyen Osmani, kendisine yeni Cumhurbaşkanı için yeterli oy bulunmadığını ve bu nedenle muhalefetin ikna edilmesi gerektiğinin ifade edildiğini açıkladı. Buna rağmen daha sonra parti dışından farklı adaylarla görüşmeler yapıldığını ve tüm bu gelişmeleri medyadan öğrendiğini dile getirdi.

Osmani, yaşanan durumu şu sözlerle özetledi: “Bir taraftan bana oy sayısına ulaşmak için muhalefetle görüşmem gerektiği söyleniyordu; diğer taraftan ise dışarıda başka adaylarla görüşmeler yapılıyordu. Ben bunların hepsini medyadan öğrendim.”

Muhalefetin Cumhurbaşkanı Osmani’yi desteklemesi konusunda LDK’nın sessiz kalmasının ardından, Kurti’nin tavır değiştirdiğini ve artık açıkça destek vermeyeceklerini söylediğini açıkladı. Osmani, daha önce perde arkasında kalan gelişmeleri anlatırken, “Ben bütün kararlarımı başbakanla koordineli şekilde aldım; ancak başbakanın kararlarını çoğunlukla medyadan öğreniyordum,” dedi.

Aynı şekilde, Kurti’nin Cumhurbaşkanı seçimi için sürenin başlamasından iki gün önce, adaylığını desteklemediklerini ve yeni adayın Konjufca olduğunu kendisine ilettiğini belirtti. Osmani, Başbakan Kurti’nin daha da ileri giderek kendisine “gel, formalite icabı ikinci aday ol” teklifinde bulunduğunu açıkladı. Bu teklifin yalnızca kendisine değil, Cumhurbaşkanlığı makamına da saygısızlık olduğunu vurguladı.

Osmani, tüm bu gelişmelerin ardından Vetëvendosje’nin kendisine karşı bir linç kampanyası başlattığını ve haksız ithamlarla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Bunun devamında ise, “Düşünün; beş yıl boyunca uyumlu bir şekilde çalıştıkları birine bunları yapanlar, başkalarına neler yapar?” diyerek Başbakan ile olan tüm köprüleri attığını dile getirdi.

Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanı’nın Meclis’i feshetmesine ilişkin kararını 25 Mart’ta açıkladı. Mahkeme, bu kararın herhangi bir hukuki sonuç doğurmadığını belirtti. Ayrıca Meclis’in 34 gün içinde yeni Cumhurbaşkanını seçmesi gerektiğine hükmetti.

Mahkemeye göre, Cumhurbaşkanı seçimi için öngörülen 60 günlük süre 11 Şubat’ta başlamış ve sürecin 29. gününde, yani 9 Mart’ta kesintiye uğramıştır. Bu nedenle geriye kalan 34 gün içinde yeni Cumhurbaşkanı’nın seçilmesi gerekmektedir. Bu sürenin sonu 28 Nisan’a denk gelmektedir. Aksi takdirde, ülkenin 45 gün içinde yeniden seçime gitmesi zorunlu olacaktır.

Cumhurbaşkanı Osmani’nin görev süresi 4 Nisan’da sona eriyor. Bu tarihten sonra Cumhurbaşkanlığı makamına geçici olarak Meclis Başkanı Albulena Haxhiu geçecek. Ancak Meclis Başkanı bu görevi en fazla 6 ay süreyle vekâleten yürütebilir. Bu süre zarfında yeni Cumhurbaşkanı’nın seçilmesi gerekiyor.

Bu hesaplamaya göre, Cumhurbaşkanı’nın seçilememesi halinde ülke 31 Mayıs veya 7 Haziran’da yeniden seçim yapmak zorunda kalacak.

Şu an devam eden kriz ortamına rağmen, iktidar partisi yeni Cumhurbaşkanı’nın seçilmesi için somut bir adım atmış değil. İktidar kanadı yaptığı açıklamada, “Yeni Cumhurbaşkanı’nın seçilmesi için çalışacağız; yeni seçimler haksız ve gereksizdir,” ifadelerini kullandı. Muhalefet ise, “Ciddi sorunların çözümü için hazırız; ancak başkalarının başarısızlıklarının gerekçesi olmak istemiyoruz,” açıklamasını yaptı.

Yaklaşık iki yıldır devam eden bu siyasi kriz, adeta bir kör sokak gibi Kosova’nın önünde duruyor ve her geçen gün ülkeye yeni maliyetler yüklüyor. Hem iktidarın hem de muhalefetin artık bir noktada taviz vermesi kaçınılmaz görünüyor. Dün taviz vermeyenler bugün vermek zorunda kalıyor; yarın yeniden seçim olursa yine aynı durumla karşılaşacaklar. Bu nedenle “geri adım atmama” yaklaşımıyla siyaset üretmek mümkün değil; bu tutum yalnızca krizleri derinleştiriyor. Bunu hem iktidarın hem de muhalefetin anlaması gerekiyor.

Halk, son seçimde iktidar partisine %51 oy vererek krizi aşması için önemli bir fırsat tanıdı. Ancak olası bir yeni seçimde bu desteğin aynı şekilde devam etmesi beklenmiyor. İktidar partisi hem tek başına hükümet kurma imkânını kaybedebilir hem de Cumhurbaşkanı’nı belirleme gücünü tamamen yitirebilir.

Öte yandan, seçimlerin yeniden yapılması halinde Cumhurbaşkanı Osmani’nin muhtemelen LDK’nın başbakan adayı olarak sahneye çıkması bekleniyor. Bu durum, Kurti’ye karşı güçlü bir alternatifin doğmasına yol açabilir. Nitekim Osmani’nin aday gösterilmemesi, toplumun geniş bir kesiminde tepkiyle karşılanmış durumda.

Sonuç olarak, Kosova’nın içinde bulunduğu bu çok katmanlı siyasi kriz yalnızca kurumsal tıkanıklığın değil, aynı zamanda siyasi aktörler arasındaki güven krizinin de bir yansımasıdır. Cumhurbaşkanı seçimi etrafında şekillenen bu süreç, uzlaşma kültürünün zayıflığını ve “sıfır taviz” anlayışının ülkeyi nasıl bir çıkmaza sürüklediğini açıkça göstermektedir. Mevcut tablo sürdürülebilir değildir; ya kısa sürede siyasi bir uzlaşı sağlanacak ya da ülke yeniden seçim sarmalına girerek daha derin bir belirsizlikle karşı karşıya kalacaktır. Bu noktada hem iktidarın hem de muhalefetin sorumluluk alarak devlet aklını önceleyen bir yaklaşım sergilemesi, yalnızca siyasi istikrar için değil, aynı zamanda toplumun devlete olan güveninin korunması açısından da hayati önem taşımaktadır.

En son haberler

BOSNA-HERSEK’TE SİVİLLERİN SİLAHLANMASINDA REKOR ARTIŞ

ABD YAPTIRIMLARI KALKTI AMA DODİK’İN RUSYA ÇİZGİSİ DEĞİŞMEDİ

KOSOVA MECLİSİ, MİLYONLARCA EURO DEĞERİNDE BİR DİZİ ULUSLARARASI ANLAŞMAYI ONAYLADI