Kuşatma altındaki Saraybosna’nın çevresindeki tepelerde, Batı Avrupa’dan gelen zengin kişilerin para ödeyerek insanlara ateş açtığı iddia edilen ve “keskin nişancı turizmi” olarak adlandırılan olaylara ilişkin medya haberleri, Alman siyasetinde de tartışmalara yol açtı.
Alliance 90/The Greens partisinin Alman parlamentosunda, Alman vatandaşlarının Saraybosna’daki bu savaş suçlarına karışıp karışmadığı konusunda Alman istihbarat servisleri ve diğer kurumların bilgi sahibi olup olmadığını hükümete resmen sorduğu belirtildi. Ancak Alman hükümeti, ayrıntı vermeyi kesin bir şekilde reddetti.
Der Spiegel dergisinin haberine göre Alman hükümeti, Yeşiller Partisi’ne verdiği yanıtta, somut bir cevap hazırlanmasının “katlanılamaz derecede ağır bir iş yükü” oluşturacağını savundu.
Almanya İçişleri Bakanlığı, gerekli bilgilerin araştırılması için 1992 yılından bu yana tutulan binlerce fiziksel ve dijital dosyanın tek tek manuel olarak incelenmesi gerektiğini bildirdi.
Hükümete göre bu süreç, kurumların çalışmalarını belirsiz bir süre boyunca aksatabilir. Aynı gerekçe, Federal Başsavcılık arşivleri için de geçerli sayıldı. Savcılık kayıtlarında “keskin nişancı cinayetleri” gibi kriterlerin yer almadığı, bu nedenle büyük arşivlerde manuel araştırma yapılmasının zorunlu olduğu ifade edildi.
Alman hükümetinin bu tavrı, Alliance 90/The Greens içinde tepkiye yol açtı. Hırvat kökenli bir aileden gelen eski polis ve Yeşiller milletvekili Irene Mihalic, böylesine dramatik suçlarla ilgili soruların yanıtsız bırakılmasının sorunlu olduğunu söyledi.
Irene Mihalic, hükümetin parlamentonun denetim ve bilgi alma hakkını zayıflattığını savunarak resmi şikâyette bulunacağını açıkladı. Ayrıca Alman vatandaşlarının Saraybosna’daki cinayetlere olası katılımının tam olarak açıklığa kavuşturulmasını talep etti.
Milletvekili, “Bu korkunç suçlar hiçbir koşulda unutulmamalı ve failler adaletten kaçmamalıdır” ifadelerini kullandı.
Söz konusu ölümcül “safari” iddiaları büyük ölçüde İtalyan yazar Ezio Gavazzeni’nin araştırmalarına ve yaptığı suç duyurusuna dayanıyor.
İddialara göre, Avrupa’dan gelen özel keskin nişancılar özellikle hafta sonlarında Saraybosna’ya giderek Sırp ordusunun mevzilerinden sivillere ateş açıyor, ardından Batı Avrupa’daki normal yaşamlarına geri dönüyordu./BALKAN POSTASI