ABD’nin Saraybosna Büyükelçiliği, Avrupa ülkelerinin kararsız tutumu ve Bosna Hersek’te barışın uygulanmasını denetleyen Barış Uygulama Konseyi’nin (PIC) sorumluluklarını yerine getirememesi nedeniyle Washington’un Bosna Hersek’teki rolünü yeniden değerlendirmek zorunda kaldığını açıkladı.
Büyükelçilik tarafından cuma günü yapılan açıklamada, ABD heyetinin Bosna Hersek için ortak bir vizyon ve İtalya’nın deneyimli diplomatı Büyükelçi Antonio Zanardi Landi’nin adaylığı konusunda uzlaşı sağlanması için çaba gösterdiği belirtildi.
Açıklamada, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Kongre’de İtalyan adayı “bu göreve istikrar kazandırabilecek ve başarılı bir iş çıkarabilecek bir isim” olarak tanımladığı hatırlatıldı.
ABD Büyükelçiliği, Avrupa ülkelerinin PIC toplantısında Bosna Hersek’in yeni Yüksek Temsilcisi konusunda uzlaşmaya varamamasından dolayı hayal kırıklığı yaşadıklarını vurguladı.
“Avrupa’nın kararsızlığı ve PIC’in Bosna Hersek’e karşı sorumluluklarından geri çekilmesi, ABD’yi Bosna Hersek’teki mevcut uluslararası yapı içerisindeki rolünü yeniden değerlendirmeye zorlamaktadır” ifadelerine yer verildi.
Yeni Yüksek Temsilci seçilemedi
Bosna Hersek’in haziran ayının başında dokuzuncu Yüksek Temsilcisine kavuşması bekleniyordu. Ancak bu gerçekleşmedi.
Yüksek Temsilcilik Ofisi’nin (OHR) başkanını belirleyen PIC’in iki gün süren toplantısından sonuç çıkmadı.
Siyasi çevrelerde günlerdir, mevcut Yüksek Temsilci Christian Schmidt’in yerine ABD’nin de desteklediği söylenen İtalyan diplomat Antonio Zanardi Landi’nin geçeceği konuşuluyordu. Ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadı.
Bu nedenle yeni Yüksek Temsilci konusunun haziran ayının sonunda yeniden görüşülmesi kararlaştırıldı.
ABD ile AB arasındaki farklılıklar belirginleşiyor
Siyasi analist Mladen Bubonjić’e göre PIC toplantısı, ABD ile Avrupa Birliği’nin Bosna Hersek’e yönelik yaklaşımları arasındaki farklılıkların giderek daha görünür hale geldiğini ortaya koydu.
Bubonjić, “Washington ülkenin istikrarına ve yatırım çıkarlarının korunmasına odaklanırken, doğrudan siyasi müdahalesini azaltmayı da değerlendirebilir. Buna karşılık Brüksel, Batı Balkanlar’ı tamamen kendi siyasi ve normatif çerçevesine dahil etmeyi amaçlıyor” dedi.
Schmidt: Konsültasyonlar devam edecek
Toplantının ardından açıklama yapan Yüksek Temsilci Christian Schmidt, OHR’nin önemine ilişkin genel bir fikir birliği bulunduğunu söyledi.
“Konsültasyonlar haziran ayı boyunca devam edecek. Tüm katılımcılar, önümüzdeki günlerde yeni aday üzerinde uzlaşma sağlanmasını ve görevin en geç 30 Haziran’a kadar devredilmesini umuyor” dedi.
Schmidt ayrıca seçilecek kişinin Dayton Barış Anlaşması’nın uygulanmasını destekleyeceğini ve Bosna Hersek makamlarının “5+2 Programı” kapsamındaki reformları gerçekleştirmesine yardımcı olacağını belirtti.
Bu program, Bosna Hersek’ten devlet ve askeri mülkiyet meselesini çözmesini, Brçko Bölgesi ile ilgili nihai kararı uygulamasını, mali istikrarı sağlamasını ve hukukun üstünlüğünü güçlendirmesini talep ediyor.
“Önümüzdeki haftalarda görevi yeni Yüksek Temsilciye devretmeyi umuyorum” diye konuştu.
OHR’nin geleceği tartışılıyor
Bubonjić, Yüksek Temsilci seçiminde uzlaşma sağlanamamasının geçmişte de yaşandığını, ancak bu kez durumun daha farklı olduğunu söyledi.
“Bu kez asgari düzeyde bile uzlaşı sağlanamadı ve süreç ikinci tura kaldı. Bu durum uluslararası aktörler arasındaki ayrılıkların daha derin olduğunu gösteriyor. AB ile ABD arasında açık görüş ayrılıkları bulunuyor. Bu, yeni Amerikan yönetimi ile Avrupa Birliği arasındaki uzun süredir devam eden çıkar çatışmasının Bosna Hersek’e yansımasıdır” dedi.
Analiste göre bu durum, OHR’nin geleceği hakkında çeşitli spekülasyonları da beraberinde getiriyor. Bunlar arasında süreli bir Yüksek Temsilci atanması, hatta kurumun dönüştürülmesi veya tamamen kaldırılması ihtimalleri de bulunuyor.
ABD’nin önceliği istikrar ve yatırımlar
Bubonjić, yeni Yüksek Temsilci’nin izleyeceği politikanın PIC içerisindeki güç dengelerine bağlı olacağını belirtti.
“Özellikle mevcut Amerikan yönetimine yakın bir aday seçilirse, geçmişteki güçlü müdahalecilik anlayışından belirli ölçüde uzaklaşılması mümkün olabilir” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun yakın zamanda Kongre’de yaptığı açıklamaları hatırlatan Bubonjić, Washington’un temel amacının Bosna Hersek’te güvenliği sağlamak ve ayrılıkçı girişimleri önlemek olduğunu söyledi.
“Rubio, ülkede karışıklık istemediklerini ifade etti. Bu da ABD’nin özellikle ekonomik yatırımlar yoluyla bölgede güçlü bir varlık sürdürmek istediğini gösteriyor” diye konuştu.
Analist, Güney Gaz Enterkoneksiyonu projesinin yanı sıra Brçko’da planlanan kripto para borsası ve savunma sanayisiyle bağlantıları bulunan yeni ABD büyükelçisi hakkındaki haberlerin, Washington’un Bosna Hersek’e ekonomik ve yatırım odaklı ilgisinin arttığını gösterdiğini belirtti.
“Amerikalılar finansal ve yatırım kapasitesiyle giderek daha güçlü şekilde geliyorlar. Yatırım yaptıkları yerlerde istikrarsızlık istemezler” dedi.
AB Batı Balkanlar üzerindeki etkisini korumak istiyor
Bubonjić’e göre Avrupa Birliği ise Batı Balkanlar üzerindeki siyasi ve normatif etkisini korumaya çalışıyor.
“Avrupa, Bosna Hersek’in kendi coğrafi alanının bir parçası olduğunun ve Batı Balkanlar’ın dış etkilere açık hassas bir bölge olduğunun farkında. Çin, Rusya ve giderek artan Amerikan yatırımları karşısında AB, bu bölgeyi kendi siyasi ve ekonomik çerçevesi içine almak istiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Analist, hangi yaklaşımın ağır basacağından bağımsız olarak tüm tarafların ortak çıkarının Bosna Hersek’te barış ve güvenliğin korunması olduğunu vurguladı./BALKAN POSTASI